ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Dinlenmekten herkes muzdarip. Herkes dinlenmekten korkuyor. Başbakan'ın ofisinde böcek bulunduğu ile ilgili açıklamasının ardından telekulak tartışmaları yine gündemde.
Nazlı Ilıcak Fethullah Hoca'nının telekulak tarafından dinlenmeye karşı nasıl önlem aldığıyla ilgili ilginç bir anektod anlattı.
İstanbul'da yaşadığı dönemde Fethullah Gülen'i ziyarete gittiklerinde, onun da dinlenmekten korktuğunu anlatan Ilıcak Ziyaretleri esnasında Fethullah Gülen'in dinlemelere karşı aldığı ilginç tedbiri de canlı yayında paylaştı:
"O'nun da bir şelale gibi bir şey vardı. Devamlı su akıyordu. O su sesi onun sesini öylesine bastırıyordu ki yarı dediğini anlıyorduk yarı dediğini anlamıyorduk."
Twitter: @ersann27
29 Aralık 2012 Cumartesi
25 Aralık 2012 Salı
Emin Çölaşan "Fethullahçı" mı?
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Atatürkçü çizgisi ve Ak Parti karşıtlığıyla bilinen Sözcü gazetesinin Fethullah Gülen Cemaatin'in yayın organı olduğuna ilişikin tartışma sürüyor.
Daha önce konu Fehmi Koru tarafından gündeme getirilmiş ama cemaat karşıtlığıyla tanınan Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan bunu şiddetle reddetmişti.
Bugün ise Aydınlık Gazetesi yazarlarından Sabahattin Önkibar "Emin Çölaşan'ın maaşını Pansilvanya mı veriyor?" başlığı altında bu konuyu ele alan ilginç bir yazıya imza attı.
Önkibar'a göre Ak Parti'ye en sert muhalefeti yapan Sözcü gazetesi ilginç bir şekilde bir kez bile olsun manşetten Cemaat'i hedef almamıştı.
İşte Sabahattin Önkibar'ın Aydınlık Gazetesindeki yazısı:
Emin Çölaşan’ın maaşını Pensilvanya mı veriyor?
Yazılarımız amacına ulaştı ve Sözcü Gazetesi her zeminde sorgulanıyor.
Sadece halk değil, artık medya ve iş dünyası bile bu iki gazetenin ardında F Tipi cemaatin olduğunu kabul etmeye başladı.
Önce Emin Çölaşan, peşi sıra Ekrem Dumanlı, Ertuğrul Özkök ve Hasan Karakaya, yazdıkları yazılarla bu durumu bir şekilde teyit etmiş oldular.
Kuşkusuz bu yazıların bazılarında afaki yalanlamalar vardı ama hiçbiri F Tipi’ni çok çok iyi bilen Fehmi Koru’nun 2 yıl ara ile iki kere yani hem Yenişafak hem de Star Gazetesi’nde dillendirdiği malum iddiaları çürütemedi. Üstelik Hasan Karakaya’nın yazdığı gibi Fehmi bu iddiayı ilk gündeme getirdiği tarihten sonra Zaman Gazetesi yine onu başyazar yaptı ki bunun anlamı Koru’nun ileri sürdüğü o iddiaların cemaat tarafından onaylanması anlamını taşır.
Tam bu noktada Sözcü Gazetesi F Tipi’ne ait değil diyen Sevgili Emin Çölaşan’a bir çağrım var:
- Emin Bey, sizin Atatürkçü çizginizi, yiğit duruşunuzu biliyor ve alkışlıyoruz. Ama neden Sözcü Gazetesi bir gün olsun F Tipi örgütü yani onun yargı ile Emniyet’teki kadrolaşmasını manşetten hedef almadı?
Sakın ben sadece kendimden sorumluyum demeyin, insanlar Sözcü’yü siz ve sizin gibi olan Uğur Dündar, Necati Doğru ve Saygı Öztürk için alıyor. Dolayısı ile atılan ya da atılmayan manşetlerden sorumluluğunuz var çünkü Fehmi Koru diyor ki, tanınan muhalif yazarlar kullanılarak muhalif medya kontrol altında tutuluyor.
Emin Bey, bendeniz daha önce yazdığım gazeteden ayrılırken, o gazetenin yönetimine, benim maaşımı siz mi yoksa F Tipi mi ödüyor sorusunu sormuştum. Sahi siz bu soruyu Sözcü yönetimine ama en önemlisi vicdanınıza hiç sordunuz mu?
Twitter: @ersann27
Atatürkçü çizgisi ve Ak Parti karşıtlığıyla bilinen Sözcü gazetesinin Fethullah Gülen Cemaatin'in yayın organı olduğuna ilişikin tartışma sürüyor.
Daha önce konu Fehmi Koru tarafından gündeme getirilmiş ama cemaat karşıtlığıyla tanınan Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan bunu şiddetle reddetmişti.
Bugün ise Aydınlık Gazetesi yazarlarından Sabahattin Önkibar "Emin Çölaşan'ın maaşını Pansilvanya mı veriyor?" başlığı altında bu konuyu ele alan ilginç bir yazıya imza attı.
Önkibar'a göre Ak Parti'ye en sert muhalefeti yapan Sözcü gazetesi ilginç bir şekilde bir kez bile olsun manşetten Cemaat'i hedef almamıştı.
İşte Sabahattin Önkibar'ın Aydınlık Gazetesindeki yazısı:
Emin Çölaşan’ın maaşını Pensilvanya mı veriyor?
Yazılarımız amacına ulaştı ve Sözcü Gazetesi her zeminde sorgulanıyor.
Sadece halk değil, artık medya ve iş dünyası bile bu iki gazetenin ardında F Tipi cemaatin olduğunu kabul etmeye başladı.
Önce Emin Çölaşan, peşi sıra Ekrem Dumanlı, Ertuğrul Özkök ve Hasan Karakaya, yazdıkları yazılarla bu durumu bir şekilde teyit etmiş oldular.
Kuşkusuz bu yazıların bazılarında afaki yalanlamalar vardı ama hiçbiri F Tipi’ni çok çok iyi bilen Fehmi Koru’nun 2 yıl ara ile iki kere yani hem Yenişafak hem de Star Gazetesi’nde dillendirdiği malum iddiaları çürütemedi. Üstelik Hasan Karakaya’nın yazdığı gibi Fehmi bu iddiayı ilk gündeme getirdiği tarihten sonra Zaman Gazetesi yine onu başyazar yaptı ki bunun anlamı Koru’nun ileri sürdüğü o iddiaların cemaat tarafından onaylanması anlamını taşır.
Tam bu noktada Sözcü Gazetesi F Tipi’ne ait değil diyen Sevgili Emin Çölaşan’a bir çağrım var:
- Emin Bey, sizin Atatürkçü çizginizi, yiğit duruşunuzu biliyor ve alkışlıyoruz. Ama neden Sözcü Gazetesi bir gün olsun F Tipi örgütü yani onun yargı ile Emniyet’teki kadrolaşmasını manşetten hedef almadı?
Sakın ben sadece kendimden sorumluyum demeyin, insanlar Sözcü’yü siz ve sizin gibi olan Uğur Dündar, Necati Doğru ve Saygı Öztürk için alıyor. Dolayısı ile atılan ya da atılmayan manşetlerden sorumluluğunuz var çünkü Fehmi Koru diyor ki, tanınan muhalif yazarlar kullanılarak muhalif medya kontrol altında tutuluyor.
Emin Bey, bendeniz daha önce yazdığım gazeteden ayrılırken, o gazetenin yönetimine, benim maaşımı siz mi yoksa F Tipi mi ödüyor sorusunu sormuştum. Sahi siz bu soruyu Sözcü yönetimine ama en önemlisi vicdanınıza hiç sordunuz mu?
Twitter: @ersann27
23 Aralık 2012 Pazar
Bugün seçim olsa? Merak etmeyin. İşte sonuçlar
ONLİNE HABER ANALİZ - Muhammed Sena
Konsensus'un 30 Kasım - 12 Aralık 2012 tarihleri arasında, 81 ilde 1501 kişiyle yaptığı anket sonuçlandı. Habertürk'te yayınlanan son seçim anketine göre partilerin oy oranları şöyle:
Konsensus'un 30 Kasım - 12 Aralık 2012 tarihleri arasında, 81 ilde 1501 kişiyle yaptığı anket sonuçlandı. Habertürk'te yayınlanan son seçim anketine göre partilerin oy oranları şöyle:
21 Aralık 2012 Cuma
Gaziantep'teki Tarihi Hışvahan Kitap ve Kültür Merkezi Olsun
ONLİNE HABERF ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Gaziantep'te Fatih Tamer'in başlattığı ve bir grup akademisyenin de destek verdiği Tarihi Hışvahan'ın restore edilerek kitap ve kültür merkezi haline getirilmesine dair kampanyaya destek veriyor ve okuyucularımızı destek olmaya çağırıyoruz.
İşte haberin metni:
Hışva Han 1550 yılında Halep valiliği esnasında Lala Mustafa Paşa tarafından yapılmış bir mekan. Yıllardır perişan halde bulunan bu han için belediye bir çalışma yapmış ve hissedarlarıyla anlaşarak mülkiyetini Gaziantep Belediyesine devralmış. Şimdilerde restorasyon çalışmalarının devam ettiği tarihi han ile ilgili ise sosyal medyadan başlayan bir talep var.
Yazarlarımızdan Fatih Tamer`in açtığı etkinlik sayfasında Gaziantep Üniversitesinden birçok akademisyen ve öğrenci restore edilerek müze yapılacağı söylenen Hışva Han`ın , bir kitap ve kültür sarayı olmasını talebini dile getiriyor.
Gaziantep kebapçı, emlakçı ve kömürcüden müteşekkil dükkanlar arasında kitabevine rastlamak çok zor. En son Yapı Kredi yayınları küçük bir yer açmıştı. Diğer kitapçı denilen yerlerse ya çok küçük dar kapsamlı çalışmalar yapıyor, ya da alışveriş merkezleri içerisinde ve kırtasiye ürünleriyle dolu.
Bu noktada açılan etkinliğe farklı kesimlerden de destek geliyor. Fakat ne belediye ne de kent konseyine gönderilen e-posta taleplerine henüz cevap alınmış değil.
Gaziantep`te kitap okuyan insanların biraraya gelebbileceği ya da çeşitli kültürel etkinliklerin yapılabileceği, kitapçıların bulunduğu bir mekan maalesef yok. Zaten onlarca müzeye sahip olan ve hepsi de birbirine çok yakın olan bu müzelerin yettiğine inanan katılımcılar Hışva Han ile ilgili taleplerini duyurmak için Gaziantep medyasına da ulaşarak konuyu gündem etmeyi düşünüyorlar.
Anteppress olarak bu talebi buradan iletelim , dileriz talepler ciddiye alınır ve gerekli değerlendirmeler yapılarak şehrimize hayırlı bir hizmet gerçekleştirilir.
İşte Facebookta açılmış etkinlik sayfası TIKLAYINIZ
@anteppress
Gaziantep'te Fatih Tamer'in başlattığı ve bir grup akademisyenin de destek verdiği Tarihi Hışvahan'ın restore edilerek kitap ve kültür merkezi haline getirilmesine dair kampanyaya destek veriyor ve okuyucularımızı destek olmaya çağırıyoruz.
İşte haberin metni:
Hışva Han 1550 yılında Halep valiliği esnasında Lala Mustafa Paşa tarafından yapılmış bir mekan. Yıllardır perişan halde bulunan bu han için belediye bir çalışma yapmış ve hissedarlarıyla anlaşarak mülkiyetini Gaziantep Belediyesine devralmış. Şimdilerde restorasyon çalışmalarının devam ettiği tarihi han ile ilgili ise sosyal medyadan başlayan bir talep var.
Yazarlarımızdan Fatih Tamer`in açtığı etkinlik sayfasında Gaziantep Üniversitesinden birçok akademisyen ve öğrenci restore edilerek müze yapılacağı söylenen Hışva Han`ın , bir kitap ve kültür sarayı olmasını talebini dile getiriyor.
Gaziantep kebapçı, emlakçı ve kömürcüden müteşekkil dükkanlar arasında kitabevine rastlamak çok zor. En son Yapı Kredi yayınları küçük bir yer açmıştı. Diğer kitapçı denilen yerlerse ya çok küçük dar kapsamlı çalışmalar yapıyor, ya da alışveriş merkezleri içerisinde ve kırtasiye ürünleriyle dolu.
Bu noktada açılan etkinliğe farklı kesimlerden de destek geliyor. Fakat ne belediye ne de kent konseyine gönderilen e-posta taleplerine henüz cevap alınmış değil.
Gaziantep`te kitap okuyan insanların biraraya gelebbileceği ya da çeşitli kültürel etkinliklerin yapılabileceği, kitapçıların bulunduğu bir mekan maalesef yok. Zaten onlarca müzeye sahip olan ve hepsi de birbirine çok yakın olan bu müzelerin yettiğine inanan katılımcılar Hışva Han ile ilgili taleplerini duyurmak için Gaziantep medyasına da ulaşarak konuyu gündem etmeyi düşünüyorlar.
Anteppress olarak bu talebi buradan iletelim , dileriz talepler ciddiye alınır ve gerekli değerlendirmeler yapılarak şehrimize hayırlı bir hizmet gerçekleştirilir.
İşte Facebookta açılmış etkinlik sayfası TIKLAYINIZ
@anteppress
İsmet Özel yine döktürdü: "Her Türk komünisttir"
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
İlginç görüş ve düşünceleri ile sık sık gündeme gelen İsmet Özel SKY TV de yine döktürdü.
Skyturk360'ta yayınlanan"Şimdi Söz Sizde"de Hilmi Hacaloğlu'na konuk olan Şair İsmet Özel çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bir yandan ezber bozan bir açıklama yapıp "Her Türk komünisttir" diyen Özel, diğer yandan da programın sunucusu Hilmi Hacaloğlu'nu vatan haini olmakla suçladı.
Seda Ateş isimli bir twitter kullanıcısının Özel'in daha önce bir mülakatta "Komünist olmadan olunmaz" ve "herkes Müslüman olabilir ama Türk olamaz" önermelerini hatırlatması üzerine "Evet her Türk komünisttir" diyen İsmet Özel, yeni önermesini şöyle izah etti; "Türk eğer kafirle çatışmayı göze alan bir Müslüman ise bu Türk, ümmet-i Muhammed'in mesuliyetini üzerine almadan nefes alamaz. Bütün Müslümanların tek bir parça olduklarını kabul etmek Türklüğün has özelliğidir".
VATAN HAİNİSİN, GÖZLEM ALTINDA TUTULMALISIN
Türk milliyetçiliği tartışılırken İsmet Özel'in "Türk olmak size ağır mı geliyor" sorusuna Hilmi Hacaloğlu "benim için Türk olmakla İngiliz ya da Fransız olmak arasında fark yok" demesine büyük tepki gösterdi ve "Siz bu ülkeye ihanet ediyorsunuz. Benim için siz bu ülkenin tehlikeli insanlarından birisiniz. Gözlem altında tutulmalısınız. Ve her an hareketleriniz not edilmeli" dedi.
Hacaloğlu, "Zimbabwe'de doğsaydık Zimbabweli olacaktık" diye görüşünde ısrar etmesi üzerine ise "Öyle bir şey yok. Bu bitkiler ve hayvanlar için geçerlidir. Kertenkele, kertenkele olarak yumurtadan çıkar ve kertenkele olur. İnsan kendi değerleriyle insandır" yanıtını verdi.
http://www.gazeteciler.com/tv-haber/canli-yayinda-sunucuya-vatan-haini-suclamasi-60280h.html
İlginç görüş ve düşünceleri ile sık sık gündeme gelen İsmet Özel SKY TV de yine döktürdü.
Skyturk360'ta yayınlanan"Şimdi Söz Sizde"de Hilmi Hacaloğlu'na konuk olan Şair İsmet Özel çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bir yandan ezber bozan bir açıklama yapıp "Her Türk komünisttir" diyen Özel, diğer yandan da programın sunucusu Hilmi Hacaloğlu'nu vatan haini olmakla suçladı.
Seda Ateş isimli bir twitter kullanıcısının Özel'in daha önce bir mülakatta "Komünist olmadan olunmaz" ve "herkes Müslüman olabilir ama Türk olamaz" önermelerini hatırlatması üzerine "Evet her Türk komünisttir" diyen İsmet Özel, yeni önermesini şöyle izah etti; "Türk eğer kafirle çatışmayı göze alan bir Müslüman ise bu Türk, ümmet-i Muhammed'in mesuliyetini üzerine almadan nefes alamaz. Bütün Müslümanların tek bir parça olduklarını kabul etmek Türklüğün has özelliğidir".
VATAN HAİNİSİN, GÖZLEM ALTINDA TUTULMALISIN
Türk milliyetçiliği tartışılırken İsmet Özel'in "Türk olmak size ağır mı geliyor" sorusuna Hilmi Hacaloğlu "benim için Türk olmakla İngiliz ya da Fransız olmak arasında fark yok" demesine büyük tepki gösterdi ve "Siz bu ülkeye ihanet ediyorsunuz. Benim için siz bu ülkenin tehlikeli insanlarından birisiniz. Gözlem altında tutulmalısınız. Ve her an hareketleriniz not edilmeli" dedi.
Hacaloğlu, "Zimbabwe'de doğsaydık Zimbabweli olacaktık" diye görüşünde ısrar etmesi üzerine ise "Öyle bir şey yok. Bu bitkiler ve hayvanlar için geçerlidir. Kertenkele, kertenkele olarak yumurtadan çıkar ve kertenkele olur. İnsan kendi değerleriyle insandır" yanıtını verdi.
@ersann27
http://www.gazeteciler.com/tv-haber/canli-yayinda-sunucuya-vatan-haini-suclamasi-60280h.html
18 Aralık 2012 Salı
İslamcı yazarlardan Akit'i kızdıracak bildiri
ONLİNE HABER ANALİZ - Muhammed Sena
İslamcı yazarlar Habervaktim Sitesinin Hilal Kaplan'a yönelik karalama kampanyasını kınayan bir bildiri yayınladı.
Bildiride şöyle denildi:
Habervaktim sitesi tarafından yazar Hilal Kaplan'a karşı yürütülen karalama kampanyasını kınıyoruz. Bu ve benzeri yayınların İslami ilke ve değerlere aykırı olduğunu bilen Müslümanlar olarak, bu saldırıyı yapanlardan beri olduğumuzu ilan ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Abdulhelim Almalı, Abdurrahim Boynukalın, Abdurrahman Kurt, Adem Çaylak, Adem Özköse, Adem Seleş, Ahmet Ay, Ali Öner, Ayşe Böhürler, Bahadır Kurbanoğlu, Berat Özipek, Betül Soysal Bozdoğan, Burhan Kavuncu, Cahit Koytak, Cemal Uşşak, Cihan Aktaş, Demet Tezcan, Emine Uçak, Erkam Tufan Aytav, Fatma Bostan Ünsal, Hakan Albayrak, Halime Kökçe, Halit Bekiroğlu, Hamza Türkmen, Hasan Postacı, Hülya Şekerci, İbrahim Gezer, İbrahim Sediyani, Leyla İpekçi, Metin Karabaşoğlu, Necla Koytak, Nevzat Çiçek, Nurcan Aktay, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Özden Sönmez, Rıdvan Kaya, Salih Tuna, Senai Demirci, Sadık Yalsızuçanlar, Suavi Kemal Yazgıç, Serdar Bülent Yılmaz, Şehmus Ülek, Taha Kılınç, Taner Ayaz, Tarık Beyhan, Tayyar Tercan, Ufuk Coşkun, Ümit Aktaş, Ümit Şimşek, Üstün Bol, Yakup Köse, Yıldız Ramazanoğlu, Zehra Türkmen
İslamcı yazarlar Habervaktim Sitesinin Hilal Kaplan'a yönelik karalama kampanyasını kınayan bir bildiri yayınladı.
Bildiride şöyle denildi:
Habervaktim sitesi tarafından yazar Hilal Kaplan'a karşı yürütülen karalama kampanyasını kınıyoruz. Bu ve benzeri yayınların İslami ilke ve değerlere aykırı olduğunu bilen Müslümanlar olarak, bu saldırıyı yapanlardan beri olduğumuzu ilan ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Abdulhelim Almalı, Abdurrahim Boynukalın, Abdurrahman Kurt, Adem Çaylak, Adem Özköse, Adem Seleş, Ahmet Ay, Ali Öner, Ayşe Böhürler, Bahadır Kurbanoğlu, Berat Özipek, Betül Soysal Bozdoğan, Burhan Kavuncu, Cahit Koytak, Cemal Uşşak, Cihan Aktaş, Demet Tezcan, Emine Uçak, Erkam Tufan Aytav, Fatma Bostan Ünsal, Hakan Albayrak, Halime Kökçe, Halit Bekiroğlu, Hamza Türkmen, Hasan Postacı, Hülya Şekerci, İbrahim Gezer, İbrahim Sediyani, Leyla İpekçi, Metin Karabaşoğlu, Necla Koytak, Nevzat Çiçek, Nurcan Aktay, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Özden Sönmez, Rıdvan Kaya, Salih Tuna, Senai Demirci, Sadık Yalsızuçanlar, Suavi Kemal Yazgıç, Serdar Bülent Yılmaz, Şehmus Ülek, Taha Kılınç, Taner Ayaz, Tarık Beyhan, Tayyar Tercan, Ufuk Coşkun, Ümit Aktaş, Ümit Şimşek, Üstün Bol, Yakup Köse, Yıldız Ramazanoğlu, Zehra Türkmen
17 Aralık 2012 Pazartesi
Mustafa Yıldız:'Ulemanın tasfiyesi bir devlet politikasıydı'
ONLİNE HABER ANALİZ - Antep Press
Abdurrahim Çelik tarafından hazırlanan "Kur`an`ın Gölgesinde" programının bu haftakı konuğu İlahiyatçı - Yazar Mustafa Yıldız idi.
Programda, "Modern Türkiye`de Ulemanın Tükenişi" konusu ele alındı. Ulemanın İslam toplumundaki rolünü ve Cumhuriyetle birlikte tasfiye edilişini anlatan Mustafa Yıldız, Türkiye Müslümanları için Ulemanın tükenişinin yol açtığı ve ileride yol açacağı telikelere dikkat çekti.
Alimler Peygamberlerin Varisleridir
Ulemanın Peygamberin hem ilmi, hem ahlaki ve hem de siyasi varisi olduğunu ifade eden Mustafa Yıldız şunları söyledi: "Ulema bir yandan belli bir ilmi gelenek ve referans sistemi içerisinde dini hayatın sürdürülmesini sağlarken, öte yandan toplumsal ihtiyaçları dikkate alarak dini bilgilerin güncellenmesini sağlamıştır. Bunu yaparken Din`in referans sistemi içerisinde hareket etmeye özenle dikkat etmiştir. Karşılaştığı her tür yeni bilgiyi Din`in temel prensipleriyle çelişip çelişmediği zaviyesinden değerlendirmiş; sahip olduğu her bilgiyi Müslüman toplumun maslahatı doğrultusunda kullanmıştır. Din`in korunmasını öncelikle kendi uhdesinde görmüştür. Bu yüzden Din`e yönelik her tür fikri ve fiili saldırı ve tehdit öncelikli olarak karşısında Ulema`yı bulmuştur. Ulema Din`e yönelik herhangi bir saldırıya sadece fikren değil, gerektiği zaman fiilen de karşı durmuştur. Dolayısıyla toplum, her tür baskı ve zulüm karşısında herkes sussa da Ulema`nın konuşması gerektiğine inanmıştır. Herhangi bir haksızlığa ilk tepkiyi hep Ulema`dan beklemiştir."
Ulemanın Tasfiyesi Bir Devlet Politikasıdır
Osmanlı`nın Batı karşısında yenilgisiyle birlikte Ulemanın temsil ettiği değerler sisteminin de yenilgiye uğradığını söyleyen Mustafa Yıldız, "Bir anlamda yenilginin faturası Ulemaya ve Ulemanın temsil ettiği değerler sistemine kesildi, zira yenilen taraftaydı" dedi.
"Cumhuriyet, kendi varlığını, yeni bir değerler sistemi üzerinde inşa ettiği için Ulemanın sahip olduğu referans sistemini ihtiyacı kalmadı" diyen Mustafa Yıldız, Cumhuriyet döneminde ulemanın tasfiyesinin bir devlet politikası olduğunu söyledi. Konuşmasında Ulemanın itibarsızlaştırılmasına ve tasfiyesine ilişkin örnekler veren Yıldız, "Bu baskılar yüzünden Ulema kendi varislerini yetiştirip, kendi ilmi geleneğini sürdüremedi" dedi. Mustafa Yıldız, günümüzde Ulemanın yerinin aydınlar, ilahiyatçı - akademisyenler ve kanaat önderleri tarafından doldurulduğunu, ama bunların hiç birisinin Ulemanın gerçek anlamda yerini dolduramayacağını söyledi.
Cemaatler Sorunun Farkında Değil
Günümüzeki müslüman cemaatlerin bu sorunun öneminin farkında olmadıklarını belirten Mustafa Yıldız, günümüzde, hem sayısal
anlamda,
hem siyasal anlamda ve hem de ekonomik anlamda önceki dönemlere göre daha güçlü
olan Cemaatlerin Müslüman toplumun ulemasını yetiştirmeye yönelik hiç bir çabası
olmadığını söyledi.
Cemaatler tarafından zeki çocukların seküler mesleki alanlara yönlendirildiğini, bu yüzden İslami ilimlerle vasat zekaların ilgilendiğini ifade eden Mustafa Yıldız, "En zeki çocuklarını seküler mesleki alanlara yönelten Müslüman bir toplum Ulemasını Batı`dan mı ithal edecek?" diye sordu.
@anteppress
Abdurrahim Çelik tarafından hazırlanan "Kur`an`ın Gölgesinde" programının bu haftakı konuğu İlahiyatçı - Yazar Mustafa Yıldız idi.
Programda, "Modern Türkiye`de Ulemanın Tükenişi" konusu ele alındı. Ulemanın İslam toplumundaki rolünü ve Cumhuriyetle birlikte tasfiye edilişini anlatan Mustafa Yıldız, Türkiye Müslümanları için Ulemanın tükenişinin yol açtığı ve ileride yol açacağı telikelere dikkat çekti.
Alimler Peygamberlerin Varisleridir
Ulemanın Peygamberin hem ilmi, hem ahlaki ve hem de siyasi varisi olduğunu ifade eden Mustafa Yıldız şunları söyledi: "Ulema bir yandan belli bir ilmi gelenek ve referans sistemi içerisinde dini hayatın sürdürülmesini sağlarken, öte yandan toplumsal ihtiyaçları dikkate alarak dini bilgilerin güncellenmesini sağlamıştır. Bunu yaparken Din`in referans sistemi içerisinde hareket etmeye özenle dikkat etmiştir. Karşılaştığı her tür yeni bilgiyi Din`in temel prensipleriyle çelişip çelişmediği zaviyesinden değerlendirmiş; sahip olduğu her bilgiyi Müslüman toplumun maslahatı doğrultusunda kullanmıştır. Din`in korunmasını öncelikle kendi uhdesinde görmüştür. Bu yüzden Din`e yönelik her tür fikri ve fiili saldırı ve tehdit öncelikli olarak karşısında Ulema`yı bulmuştur. Ulema Din`e yönelik herhangi bir saldırıya sadece fikren değil, gerektiği zaman fiilen de karşı durmuştur. Dolayısıyla toplum, her tür baskı ve zulüm karşısında herkes sussa da Ulema`nın konuşması gerektiğine inanmıştır. Herhangi bir haksızlığa ilk tepkiyi hep Ulema`dan beklemiştir."
Ulemanın Tasfiyesi Bir Devlet Politikasıdır
Osmanlı`nın Batı karşısında yenilgisiyle birlikte Ulemanın temsil ettiği değerler sisteminin de yenilgiye uğradığını söyleyen Mustafa Yıldız, "Bir anlamda yenilginin faturası Ulemaya ve Ulemanın temsil ettiği değerler sistemine kesildi, zira yenilen taraftaydı" dedi.
"Cumhuriyet, kendi varlığını, yeni bir değerler sistemi üzerinde inşa ettiği için Ulemanın sahip olduğu referans sistemini ihtiyacı kalmadı" diyen Mustafa Yıldız, Cumhuriyet döneminde ulemanın tasfiyesinin bir devlet politikası olduğunu söyledi. Konuşmasında Ulemanın itibarsızlaştırılmasına ve tasfiyesine ilişkin örnekler veren Yıldız, "Bu baskılar yüzünden Ulema kendi varislerini yetiştirip, kendi ilmi geleneğini sürdüremedi" dedi. Mustafa Yıldız, günümüzde Ulemanın yerinin aydınlar, ilahiyatçı - akademisyenler ve kanaat önderleri tarafından doldurulduğunu, ama bunların hiç birisinin Ulemanın gerçek anlamda yerini dolduramayacağını söyledi.
Cemaatler Sorunun Farkında Değil
Günümüzeki müslüman cemaatlerin bu sorunun öneminin farkında olmadıklarını belirten Mustafa Yıldız, günümüzde, hem sayısal
anlamda,
hem siyasal anlamda ve hem de ekonomik anlamda önceki dönemlere göre daha güçlü
olan Cemaatlerin Müslüman toplumun ulemasını yetiştirmeye yönelik hiç bir çabası
olmadığını söyledi.Cemaatler tarafından zeki çocukların seküler mesleki alanlara yönlendirildiğini, bu yüzden İslami ilimlerle vasat zekaların ilgilendiğini ifade eden Mustafa Yıldız, "En zeki çocuklarını seküler mesleki alanlara yönelten Müslüman bir toplum Ulemasını Batı`dan mı ithal edecek?" diye sordu.
@anteppress
Cemaate yakın gazeteciden Taraf'la ilgili ilginç açıklama
ONLİNE HABER ANALİZ - Enson Haber
AK Parti iktidara geldikten hemen sonra yayın hayatına başlayan ve Ergenekon süreci öncesi önemli bir misyon üstlenen Taraf gazetesinde Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve yardımcısı Yasemin Çongar'ın istifalarının ardından başlayan tartışma sürüyor.
AK Parti iktidara geldikten hemen sonra yayın hayatına başlayan ve Ergenekon süreci öncesi önemli bir misyon üstlenen Taraf gazetesinde Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve yardımcısı Yasemin Çongar'ın istifalarının ardından başlayan tartışma sürüyor.
"TARAF MİSYONUNU TAMAMLADI"
Merkez medyada Ahmet Altan'ın istifasında Başbakan'a ve hükümet politikalarına yönelik eleştirilerinin rol oynadığına ilişkin yorumlar ön plana çıkarken yandaş medyadan ilginç bir saptama geldi. Cemaate yakınlığıyla bilinen Bugün gazetesi yazarı Nuh Gönültaş'ın Twitter'dan attığı mesajda,"Taraf gazetesi misyonunu tamamladı. Taraf, Ergenekon davası için özel olarak kurulmuştu. Taraf bu görev için kurulmuş bir koalisyondu" diye yazı.
Gönültaş'ın yazdıkları bununla da kalmadı.
"Taraf gibi yeni dönem için kurulmuş bütün koalisyonların dağıldığına şahit oluyoruz, daha da olacaktır."
"Şimdi durup dururken neden istifa ediyor taraf yönetimi? Buna kim inanır, kadir inanır."
"ÇOK ÇETİN BİR PAZARLIKTI"
"Ben bu koalisyon sırasında yapılan pazarlıkları bilen birisi ile konuşmuştum.Çok çetindi pazarlık,dedi."
"Tr'de Taraf gibi bir gazeteyi hiçbir kesim tek taraflı olarak kurup yönetemezdi, ancak bir mutabakat lazımdı."
"Dolayısıyla Taraf gibi bir koalisyonun kurulması adeta bir zorunluluktu."
"Taraf görevi bitti,koalisyon dağıldı.Niçin böyle bir gazete kuruldu. Çünkü Taraf'ın yaptıklarını Tr'de hiçbir medya kuruluşu yapamazdı."
@ensonhaber
@ensonhaber
15 Aralık 2012 Cumartesi
Hocaefendi ahir zamanda beklenilen "Mehdi" mi?
ONLİNE HABER ANALİZ - Muhammed Sena
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "El-Kulub'd-Daria" isimli kitabının Arapça baskısında isminin başına "Üstad" yazılmış.
Bundan rahatsız olan Hocaefendi kendisine imzalaması için bu kitabı getiren olduğunda tevazu göstererek kitaptaki "Üstad" kelimesini çizip, bunun yerine “İbn Ramiz” (Ramiz’in oğlu) yazıp öyle imzalıyormuş.
Gerekçe olarak da “Ülkemizde üstad denince kimin / kimlerin akla geldiği bellidir. Biz onlara çırak bile olamayız. Ben bu vasfı Arapça kitapta da olsa kabul edemem” diyormuş.
Ancak görünen o ki, Hocaefendi'nin bu tevazuu ve hassasiyeti bazı müntesiplerinde karşılık bulmamış.
Zira, samanyoluhaber.com'da bu haberin altında Hocaefendi’yi çok fazla rahatsız edecek bir okuyucu yorumu yer aldı.
Bazı müntesiplerin Hocaefendi’yi nasıl gördükleri konusunda ilginç bir örnek teşkil edecek olan bu okuyucu yorumu şöyle:
"Muhterem Hocam, Üstadımızsın, hatta Üstad'dan da öte, gönüllerimizin gülüsün. Ahir zamanda beklenensin. Allah bizi senin dualarından eksik etmesin. Zat-ı aliniz de bu mücrime dua edin lütfen"
Ancak biz, tevazuundan dolayı “Üstad” olarak bile nitelenmekten rahatsız olan Hocaefendi’nin, kendisini “Ahir zamanda beklenilen” yani “Mehdi” olarak gördüğünü ifade eden bir kişinin yorumuna – Hocaefendi’nin asla hoşlanmayacağını bile bile - sitede yer verilmesine doğrusu bir anlam veremedik.
Biz şahsen, editör tarafından düşünülmeden onaylandığını sandığımız Hocaefendi hakkında yanlış anlamalara meydan verecek olan o yorumun siteden kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.


Haber için bak: http://www.samanyoluhaber.com/kultur/Muhterem-Hocaefendiden-etkileyici-hassasiyet-ornegi/904725/
@radyo_mert
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "El-Kulub'd-Daria" isimli kitabının Arapça baskısında isminin başına "Üstad" yazılmış.
Bundan rahatsız olan Hocaefendi kendisine imzalaması için bu kitabı getiren olduğunda tevazu göstererek kitaptaki "Üstad" kelimesini çizip, bunun yerine “İbn Ramiz” (Ramiz’in oğlu) yazıp öyle imzalıyormuş.
Gerekçe olarak da “Ülkemizde üstad denince kimin / kimlerin akla geldiği bellidir. Biz onlara çırak bile olamayız. Ben bu vasfı Arapça kitapta da olsa kabul edemem” diyormuş.
Ancak görünen o ki, Hocaefendi'nin bu tevazuu ve hassasiyeti bazı müntesiplerinde karşılık bulmamış.
Zira, samanyoluhaber.com'da bu haberin altında Hocaefendi’yi çok fazla rahatsız edecek bir okuyucu yorumu yer aldı.
Bazı müntesiplerin Hocaefendi’yi nasıl gördükleri konusunda ilginç bir örnek teşkil edecek olan bu okuyucu yorumu şöyle:
"Muhterem Hocam, Üstadımızsın, hatta Üstad'dan da öte, gönüllerimizin gülüsün. Ahir zamanda beklenensin. Allah bizi senin dualarından eksik etmesin. Zat-ı aliniz de bu mücrime dua edin lütfen"
Ancak biz, tevazuundan dolayı “Üstad” olarak bile nitelenmekten rahatsız olan Hocaefendi’nin, kendisini “Ahir zamanda beklenilen” yani “Mehdi” olarak gördüğünü ifade eden bir kişinin yorumuna – Hocaefendi’nin asla hoşlanmayacağını bile bile - sitede yer verilmesine doğrusu bir anlam veremedik.
Biz şahsen, editör tarafından düşünülmeden onaylandığını sandığımız Hocaefendi hakkında yanlış anlamalara meydan verecek olan o yorumun siteden kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.


Haber için bak: http://www.samanyoluhaber.com/kultur/Muhterem-Hocaefendiden-etkileyici-hassasiyet-ornegi/904725/
@radyo_mert
13 Aralık 2012 Perşembe
Mısırlı selefi şeyhten ilginç açıklama:"Mursi'ye hakaret Allah'a hakarettir"
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Mısırlı selefi şeyh Muhammed Abdulmaksud'dan gerip bir açıklama geldi.
Mısır’ın selefi şeyhlerinden Muhammed Abdulmaksud, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye hakaretin Allah’a hakaret anlamına geldiğini öne sürmüş.
YDH'nin el-El Alem televizyonuna dayanarak yaptığı habere göre Kahire’nin “Rabia Adeviye” meydanında binlerce kişiye hitaben bir konuşma yapan selefi Şeyh Muhammed Abdulmaksud, “İslam şeriatına göre emir sahibine hakaret eden, Allah’a hakaret etmiş olur” dedi ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye hakaret edenlerin de Allah’a hakaret etmiş olduklarını savunmuş.
Mısırlı selefi şeyhin bu ilginç açıklamasıyla ilgili haberi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
http://www.ydh.com.tr/HD11160_-mursiye-hakaret-allaha-hakarettir-.html
Twitter: @ersann27
Mısırlı selefi şeyh Muhammed Abdulmaksud'dan gerip bir açıklama geldi.
Mısır’ın selefi şeyhlerinden Muhammed Abdulmaksud, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye hakaretin Allah’a hakaret anlamına geldiğini öne sürmüş.
YDH'nin el-El Alem televizyonuna dayanarak yaptığı habere göre Kahire’nin “Rabia Adeviye” meydanında binlerce kişiye hitaben bir konuşma yapan selefi Şeyh Muhammed Abdulmaksud, “İslam şeriatına göre emir sahibine hakaret eden, Allah’a hakaret etmiş olur” dedi ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye hakaret edenlerin de Allah’a hakaret etmiş olduklarını savunmuş.
Mısırlı selefi şeyhin bu ilginç açıklamasıyla ilgili haberi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
http://www.ydh.com.tr/HD11160_-mursiye-hakaret-allaha-hakarettir-.html
Twitter: @ersann27
Mustafa Yıldız: "Okullara hayal kurma dersi konsun"
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Mustafa Yıldız Hoca taşrada küçük bir beldede yaşamasına rağmen ümmete dair hayaller kurmayı sürdürüyor.
Alternatif İnsan Hakları Kuramı, Modernizmin Kıskacında, Aşkınlık Dersleri, Aşkın Ay Hali (Yusuf İle Züleyha) gibi kitaplarının yanı sıra Son Mesaj isimli mealiyle de tanınan Mustafa Yıldız Hocadan Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Müslümanlara ilgi çekici bir öneri geldi.
"Gelecek, hayal görenlerin değil, hayal kuranların olacaktır" diyen yazar Mustafa Yıldız Hoca, Milli Eğitim Bakanlığı`nın okullardaki müfredata "Hayal Kurma Dersi" koymasını önerdi.
Bu konudaki görüşlerini Twitter`de paylaşan Mustafa Yıldız Hoca, Kemalist eğitim sistemini eleştirerek, "Kemalist eğitim sistemi çocukların ufkunu daraltıyor. Milli Eğitim Bakanlığı müfredata Hayal Kurma Dersi koysun.” dedi.
Müslümanca hayaller kurma günleri düzenleyelim
Hayal kurmayı unuttuğumuza dikkat çeken Mustafa Yıldız Hoca, çocukların Müslümanca hayaller kurmasını, mesela Amerika ve İsrail’in olmadığı, Kudüs’ün kurtulduğu bir dünya hayal etmelerini tavsiye etti.
Yine herkese ümmet coğrafyasında sınırların kalktığını hayal etmeyi öneren Hoca, çocuklarımıza harita çizdirirken Müslümanlar arasına sınır çizdirmemeyi tavsiye etti.
Ancak Hocanın en ilgi çekici önerilerinden birisi şu oldu: “Vakıflarımızda, derneklerimizde ve hatta evlerimizde çocuklarımız için Müslümanca hayaller kurma günleri düzenleyelim.”
Bakalım Hocanın bu önerisi karşılık bulacak mı?
Bakalım vakıflarımızda, derneklerimizde, evlerimizde çocuklarımıza Müslümanca hayaller kuracakları “Hayal kurma günleri” düzenlenecek mi?
Yoksa bir “hayal” olarak mı kalacak?
Melih Ersan Tuna twitterdan takip etti
www.dunyabizim.com
http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=11849
Mustafa Yıldız Hoca taşrada küçük bir beldede yaşamasına rağmen ümmete dair hayaller kurmayı sürdürüyor.
Alternatif İnsan Hakları Kuramı, Modernizmin Kıskacında, Aşkınlık Dersleri, Aşkın Ay Hali (Yusuf İle Züleyha) gibi kitaplarının yanı sıra Son Mesaj isimli mealiyle de tanınan Mustafa Yıldız Hocadan Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Müslümanlara ilgi çekici bir öneri geldi.
"Gelecek, hayal görenlerin değil, hayal kuranların olacaktır" diyen yazar Mustafa Yıldız Hoca, Milli Eğitim Bakanlığı`nın okullardaki müfredata "Hayal Kurma Dersi" koymasını önerdi.
Bu konudaki görüşlerini Twitter`de paylaşan Mustafa Yıldız Hoca, Kemalist eğitim sistemini eleştirerek, "Kemalist eğitim sistemi çocukların ufkunu daraltıyor. Milli Eğitim Bakanlığı müfredata Hayal Kurma Dersi koysun.” dedi.Müslümanca hayaller kurma günleri düzenleyelim
Hayal kurmayı unuttuğumuza dikkat çeken Mustafa Yıldız Hoca, çocukların Müslümanca hayaller kurmasını, mesela Amerika ve İsrail’in olmadığı, Kudüs’ün kurtulduğu bir dünya hayal etmelerini tavsiye etti.
Yine herkese ümmet coğrafyasında sınırların kalktığını hayal etmeyi öneren Hoca, çocuklarımıza harita çizdirirken Müslümanlar arasına sınır çizdirmemeyi tavsiye etti.
Ancak Hocanın en ilgi çekici önerilerinden birisi şu oldu: “Vakıflarımızda, derneklerimizde ve hatta evlerimizde çocuklarımız için Müslümanca hayaller kurma günleri düzenleyelim.”
Bakalım Hocanın bu önerisi karşılık bulacak mı?
Bakalım vakıflarımızda, derneklerimizde, evlerimizde çocuklarımıza Müslümanca hayaller kuracakları “Hayal kurma günleri” düzenlenecek mi?
Yoksa bir “hayal” olarak mı kalacak?
Melih Ersan Tuna twitterdan takip etti
www.dunyabizim.com
http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=11849
12 Aralık 2012 Çarşamba
Uğur'um Dündar'ım nerde yatıyor?
ONLİNE HABER ANALİZ - Muhammed Sena
Doğan Haber Ajansı sağolsun tam Uğur Dündar'lık bir haber geçmiş.
Doğan Haber Ajansı'nın dediğine göre, Malatya Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü Sürgü Beldesinde bulunan Çok Programlı Lisede okul müdürlüğünün kız öğrencilere ücretsiz türban dağıtarak, başı açık kız öğrencilere de türban takmaları konusunda baskı uyguladığı iddia edilmiş.
Valla resmen öyle olmuş.
Haberi okuyunca Uğur'um Dündar'ım aklıma geldi.
Ahh... Ah... Şimdi Uğur'um Dündar'ım olacaktı da ne yapar eder, bu iddiayı ispatlardı.
Öyle "İddia edildi" falan demezdi.
Bir Komser Kolomb duyarlılığı ile hemen konuyla ilgilenir, atlar Doğanşehir'e giderdi.
En kahraman Şaban edasıyla hemen o müdürün üzerine atlardı.
Eşarpların markasını bile öğrenir, üreten firmayı da bi güzel hesaba çekerdi.
Sonra da, sarı saçları ve mavi gözleri ile TV'ye çıkar herkese haddini bildirirdi.
Ama ne yazık ki yiğidim aslanım, Uğur'um Dündar'ım yok ortalıkta.
Bu yüzden Doğan Haber Ajansının yeni yetme muhabirleri "iddia edildi" diyor.
Yazık...
Tehlikenin farkında mısın Türkiye!
Doğan Haber Ajansı sağolsun tam Uğur Dündar'lık bir haber geçmiş.
Doğan Haber Ajansı'nın dediğine göre, Malatya Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü Sürgü Beldesinde bulunan Çok Programlı Lisede okul müdürlüğünün kız öğrencilere ücretsiz türban dağıtarak, başı açık kız öğrencilere de türban takmaları konusunda baskı uyguladığı iddia edilmiş.
Valla resmen öyle olmuş.
Haberi okuyunca Uğur'um Dündar'ım aklıma geldi.
Ahh... Ah... Şimdi Uğur'um Dündar'ım olacaktı da ne yapar eder, bu iddiayı ispatlardı.
Öyle "İddia edildi" falan demezdi.
Bir Komser Kolomb duyarlılığı ile hemen konuyla ilgilenir, atlar Doğanşehir'e giderdi.
En kahraman Şaban edasıyla hemen o müdürün üzerine atlardı.
Eşarpların markasını bile öğrenir, üreten firmayı da bi güzel hesaba çekerdi.
Sonra da, sarı saçları ve mavi gözleri ile TV'ye çıkar herkese haddini bildirirdi.
Ama ne yazık ki yiğidim aslanım, Uğur'um Dündar'ım yok ortalıkta.
Bu yüzden Doğan Haber Ajansının yeni yetme muhabirleri "iddia edildi" diyor.
Yazık...
Tehlikenin farkında mısın Türkiye!
11 Aralık 2012 Salı
Dücane’nin beklediği fecr “fecr-i sadık” değil “fecr-i kazip”tir.
ONLİNE HABER ANALİZ - Muhammed Sena
Dücane Cündioğlu’nun Radikal’e verdiği mülakatta söyledikleri tartışılmaya devam ediyor.
Söyleşide tartışılacak çok şey var belki, ama bunların en önemlilerinden biri Peygamber Efendimizin resminin yapılması ile ilgili söyledikleri.
Radikal’in muhabiri soruyor:
“Görmek üzerine düşünürken Hz. Muhammed'in resminin yapılmasına da değiniyorsunuz. Müslümanlıkta görsellik deneyimi arttıkça bu yasaklar yıkılır mı dersiniz?”
Dücane Bey cevap veriyor:
“İslam dünyasının yerleşik nitelikleri yıkılırsa bu belki kaçınılmaz hale gelecek. Fakat şimdi çok erken. Şakaf sökmeden yola düşülmez. Bir de yoldaş yoksa. Önce yoldaş, sonra yol, sonra yolculuk. Ama fecr ışıldarken...”
Cevabın ilk cümlesi sizi yanıltmasın.
Söyledikleri bir öngörü değil.
Bilakis bir arzuyu ifade ediyor.
Sadece daha şartlar uygun değil.
Vakit çok erken.
Zira, şafak sökmeden yola düşülmez.
Yani Dücane Bey “Erken öten horoz”u hatırlatıyor.
Dücane Bey’e göre, Peygamberin resminin yapılamadığı bu karanlık günler geride kalacak.
Şafak sökecek.
Peygamberin de resminin yapılacağı günler gelecek.
Dücane Bey, Peygamberin resmini yapacak yoldaşlarına bir anlamda “şimdiden resim yapmaya hazır olun” diyor.
“Ama başınıza iş açmamak için acele etmeyin, fecrin ışıldamasını bekleyin”, diyor.
Oysa unuttuğu bir şey var.
Beklediği “fecr” asla “fecr-i sadık” olmayacak.
Olsa olsa “fecr-i kazip”tir o.
Twitter: radyo_mert
Ertuğrul Özkök, Dücane Cündioğlu'nu niçin öptü?
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Dücane Cündioğlu'nun "Cumhuriyet'in seküler kazanımlarına sahip çıkalım" tarzındaki çıkışı laik çevrelerde takdir topluyor.
Ertuğrul Özkök "Bakın bir muhafazakar ne diyor" başlıklı bugünkü yazısında Dücane Cündioğlu'na övgüler dizdi.
"Kulağımızı biraz o tarafa da açsak, oradan kulağımıza hoş gelecek sesler işiteceğiz ." diyen Ertuğrul Özkök şunları yazdı:
Mesela, her muhafazakârın, "cumhuriyet düşmanı" olmadığını .
Her liberalin, ille de geçmişine karşı insafsız olmadığını fark edeceğiz .
İşte size bir örnek: Dücane Cündioğlu .
Bugün onu bir ay içinde ikinci defa köşeme misafir edeceğim .
Çünkü geçen cumartesi günü Radikal gazetesinde yayınlanan mülakatı bana çok umut verdi .
Söylediklerine dikkat kesildim .
Bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum .
* * *
CUMHURİYET: "Cumhuriyet'in seküler hamleleri, ne yapıp edip modern uygarlığa eklemlenme arzusu, inkara hiç gerek yok, buün Türkiye'de iyi giden bazı şeylerin doğrudan sebebi."
ONUN SAYESİNDE: "Bugün dış dünyayla temas ederken çok fazla zorluk çekmiyorsak bu onun sayesinde."
DİNDARLIK: "Cumhuriyet bu toprakların uygarlaşması konusunda Paris Belediye Başkanı Hausman gibi davrandı. Ezdi ve yaptı. Canımız acısa da galiba fena da olmadı."
GÜNAH: "Dindarların da günaha ihtiyacı var. Kendilerini tanımaya. Günah işlemeye değil, işledikleri günahı idrak etmeye."
Twitter: @ersann27
Dücane Cündioğlu'nun "Cumhuriyet'in seküler kazanımlarına sahip çıkalım" tarzındaki çıkışı laik çevrelerde takdir topluyor.
Ertuğrul Özkök "Bakın bir muhafazakar ne diyor" başlıklı bugünkü yazısında Dücane Cündioğlu'na övgüler dizdi.
"Kulağımızı biraz o tarafa da açsak, oradan kulağımıza hoş gelecek sesler işiteceğiz ." diyen Ertuğrul Özkök şunları yazdı:
Mesela, her muhafazakârın, "cumhuriyet düşmanı" olmadığını .
Her liberalin, ille de geçmişine karşı insafsız olmadığını fark edeceğiz .
İşte size bir örnek: Dücane Cündioğlu .
Bugün onu bir ay içinde ikinci defa köşeme misafir edeceğim .
Çünkü geçen cumartesi günü Radikal gazetesinde yayınlanan mülakatı bana çok umut verdi .
Söylediklerine dikkat kesildim .
Bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum .
* * *
CUMHURİYET: "Cumhuriyet'in seküler hamleleri, ne yapıp edip modern uygarlığa eklemlenme arzusu, inkara hiç gerek yok, buün Türkiye'de iyi giden bazı şeylerin doğrudan sebebi."
ONUN SAYESİNDE: "Bugün dış dünyayla temas ederken çok fazla zorluk çekmiyorsak bu onun sayesinde."
DİNDARLIK: "Cumhuriyet bu toprakların uygarlaşması konusunda Paris Belediye Başkanı Hausman gibi davrandı. Ezdi ve yaptı. Canımız acısa da galiba fena da olmadı."
GÜNAH: "Dindarların da günaha ihtiyacı var. Kendilerini tanımaya. Günah işlemeye değil, işledikleri günahı idrak etmeye."
Twitter: @ersann27
10 Aralık 2012 Pazartesi
İnsan Hakları için "Bismillah" diyelim
ONLİNE HABER ANALİZ - Kitap tanıtım
"Alternatif İnsan Hakları Kuramı"
Mustafa Yıldız
Çıra yayınları
Kitabın tanıtım metni:
Bireysel ve tekil insan haklarını önlemek üzere tasarlanan insan hakları kuramı -insan hakları ihlallerini engellemek bir yana- yaslandığı felsefi ve ahlaki temeller gereği insan hakları ihlallerinin endişe verici boyutlara taşınmasına kapı aralamıştır.
İnsan hakları ihlallerini ortadan kaldırmak ve yeryüzünü ıslah etmek gibi bir iddiayla ortaya çıkan modern insan hakları kuramı, Bakara Suresi 11. ayetteki diyaloğu doğrular bir biçimde, yerüzünü (ve hatta gökyüzünü bile) ifsat etmekte; ama kendisinin “ıslah edici” olduğunu mütemadiyen vurgulamaktan da geri durmamaktadır.
Bu vahim gidişata dur demenin, bu küresel insan hakları ihlallerini önlemenin tek yolu var: Yeniden Allah’a dönmek ve yeniden O’nun kutlu adı ile başlamak…
Hem de geç kalmadan…
http://www.cirayayinlari.com/index.php?route=product/product&product_id=108
@ersann27
"Alternatif İnsan Hakları Kuramı"
Mustafa Yıldız
Çıra yayınları
Kitabın tanıtım metni:
Bireysel ve tekil insan haklarını önlemek üzere tasarlanan insan hakları kuramı -insan hakları ihlallerini engellemek bir yana- yaslandığı felsefi ve ahlaki temeller gereği insan hakları ihlallerinin endişe verici boyutlara taşınmasına kapı aralamıştır.
İnsan hakları ihlallerini ortadan kaldırmak ve yeryüzünü ıslah etmek gibi bir iddiayla ortaya çıkan modern insan hakları kuramı, Bakara Suresi 11. ayetteki diyaloğu doğrular bir biçimde, yerüzünü (ve hatta gökyüzünü bile) ifsat etmekte; ama kendisinin “ıslah edici” olduğunu mütemadiyen vurgulamaktan da geri durmamaktadır.
Bu vahim gidişata dur demenin, bu küresel insan hakları ihlallerini önlemenin tek yolu var: Yeniden Allah’a dönmek ve yeniden O’nun kutlu adı ile başlamak…
Hem de geç kalmadan…
http://www.cirayayinlari.com/index.php?route=product/product&product_id=108
@ersann27
Cübbeli "Telegol"de, performansı yerinde
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Cübbeli Ahmet Hoca cezaevinden çıkar çıkmaz TV8'de yayınlanan Telegol programına katıldı.
Programda esprili bir dille Aziz Yıldırım ile anılarını anlatan Cübbeli, Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'nin şampiyon olması için kendisinden dua etmesini istediğini söyledi.
Cübbeli Ahmet Hoca programda ayrıca "Şike günah mı?", "Kale arkasında idrar dökmek büyü bozar mı?", "Para ile dua etmek caiz mi?" gibi önemli sorulara cevap verirken cezaevinde performansından bir şey kaybetmediğini gösterdi.
Twitter: @ersann27
Cübbeli Ahmet Hoca cezaevinden çıkar çıkmaz TV8'de yayınlanan Telegol programına katıldı.
Programda esprili bir dille Aziz Yıldırım ile anılarını anlatan Cübbeli, Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'nin şampiyon olması için kendisinden dua etmesini istediğini söyledi.
Cübbeli Ahmet Hoca programda ayrıca "Şike günah mı?", "Kale arkasında idrar dökmek büyü bozar mı?", "Para ile dua etmek caiz mi?" gibi önemli sorulara cevap verirken cezaevinde performansından bir şey kaybetmediğini gösterdi.
Twitter: @ersann27
9 Aralık 2012 Pazar
Ahmet Hakan'dan laik aydınlara ev ödevi
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Ahmet Hakan, İslam ve İslami çevreler konusunda cehaletleri ayyuka çıkan, endişeli, laik ve modern sanatçılar için cehaletlerini giderecek bir dizi öneride bulundu.
Endişeli, laik, modern sanatçılar... Hangi kitapları okumalı, hangi filmi izlemeli, kimlerle sohbet etmelisiniz? İşte rehberiniz
Üç roman:
Muhafazakâr camianın bestseller olmuş üç romanı vardır: Huzur Sokağı, Yanık
Buğdaylar ve Minyeli Abdullah... Üç roman da 1970’lerin naif, çocuksu, kırılgan
ve gözü henüz pek açılmamış muhafazakâr dünyasını anlatır. “Bu işler nasıl
başladı”yı anlamak açısından üçünün de elden geçmesinde sayısız fayda var.
Bir hikâyeci: En son ‘Uzun Hikâye’ adlı romanı Osman Sınav tarafından filme çekilen Mustafa Kutlu’nun yazdığı kitaplardan üçünü mutlaka okuyun. Hem başka tür bir duyarlılığın izlerini takip edeceksiniz, hem de Türkiye’nin en iyi hikâyecilerinden biriyle tanışmış olacaksınız. Daha ne olsun.
Dünya bizim: İnternette ‘www.dünyabizim.com’ adlı siteye mutlaka göz atın. Orada İslamcı entelektüelerin kendi aralarında yaptıkları tartışmalara tanık olabilirsiniz.
Modern mahrem: Prof. Nilüfer Göle’nin önemli çalışması... Başörtüsüyle ilgili çok önemli saptamalar içeriyor. Yıllar önce yayınlandığında epey ezber bozmuştu... Bu kitaba göz atmadan başörtüsü tartışmalarına girmeyin.
Hidayet Tuksal: Yolunuz Ankara’ya düşerse İslamcı feministlerin önde gelen isimlerinden Hidayet Tuksal’la bir sohbet edin... Ufkunuz iki katına çıkacaktır. Kendisi Ankara’da bir sivil toplum örgütünde çalışmaktadır.
Ulvi Alacakaptan: İslam ve tiyatro, İslam ve sanat gibi konularda gözünüz kapalı başvuracağınız kişilerin başında gelir Ulvi Alacakaptan... Soldan geldiği için sizin dilinizi de gayet iyi bilir. İyi anlaşabilirsiniz.
Karabatak: İki ayda bir yayınlanan kaliteli, güzel bir dergi... Edebiyat ağırlıklı ama sanatın diğer alanlarıyla da ilgili... ‘Bir güzel adam’ olan Ali Ural tarafından yayınlanıyor. Çok güzel şiirler, hikâyeler, söyleşiler yer alıyor dergide... Bir yerlerden bulup göz atmanızda sayısız
fayda var.
İhsan Eliaçık: Muhafazakâr iktidarı sadece siz eleştirmiyorsunuz. ‘İçeriden’ eleştiriler de var. Mesela İhsan Eliaçık... Bugünkü iktidara sizden daha sert eleştiriler yönelten biridir İhsan Eliaçık... Hem de İslami kavramlarla... Bu eleştirilerden haberiniz olmalı...
İHL sözlük: Ekşi Sözlük benzeri bir sözlük... Adından çok söz edildi... Ama belki sizin kulağınıza çalınmamıştır... Girin kapısından ve görün: Muhafazakar gençler nasıl da kıran kırana tartışıyorlar kendi aralarında ve nasıl da haylazlık yapıyorlar.
Sezai Karakoç: Başbakan Erdoğan daha çok Necip Fazıl’ı meşhur etmeyi tercih etti ama bir de Sezai Karakoç var... Bir ekoldür Sezai Karakoç... Bugünün muhafazakar elitlerinin yetişmesinde payı vardır. Bu açıdan kitaplarına mutlaka bakılmalı... Kimler onun izinde, kimler değil gibi bir sağlama yapma imkanınız bile olur.
Bir yılın sonu: 28 Şubat denilen olayın muhafazakâr kesim açısından ne anlama geldiğini anlamalısınız. Bunun için harika bir kaynak var elimizde... Kitabın adı: ‘Binyılın Sonu’. Hazırlayan: Abdurrahman Babacan... Yayınevi: Pınar Yayınları... 3 cilt, 1714 sayfalık bu kitapta her şey var... Bir karıştırın bence.
Yakın tarih: Muhafazakâr kesimin Cumhuriyet’e, Atatürk’e, Kurtuluş Savaşı’na bakış açısı biraz farklıdır. Farkı anlamak için Sadık Albayrak, Mustafa Müftüoğlu, Mustafa Armağan gibi yazarların kitaplarını okumanız şart... Okuyun, tezlerinizi ona göre belirleyin.
Başörtüsü / Türban: Başörtüsü nedir, türban nedir? Başörtüsü neyi anlatır, türban neyi anlatır? Türban nereden ve nasıl çıkmıştır? Tüm bu soruların yanıtlarını bulmak için Cihan Aktaş’ın ‘Türbanın Yeniden İcadı’ isimli kitabını bir yerlerden edinip okumanız şart... Yayınevinin adını veriyorum: Kapı Yayınları.
İmam-Hatip meselesi: Nasıl kuruldular, neden kuruldular, ne zaman kuruldular? Hangi dersler okutuluyor, nasıl bir ihtiyaca cevap veriyorlar? Merak etmiyor musunuz? Teknik bilgilere sahip olmanız gerekmez mi? O zaman buyurun size bir kaynak: Kitabın adı ‘Kuruluşundan Günümüze İmam-Hatip Liseleri’. Yazarı: Dr. Ahmet Ünsür... Yayınevi: Kitapyurdu Yayınları.
Bir hikâyeci: En son ‘Uzun Hikâye’ adlı romanı Osman Sınav tarafından filme çekilen Mustafa Kutlu’nun yazdığı kitaplardan üçünü mutlaka okuyun. Hem başka tür bir duyarlılığın izlerini takip edeceksiniz, hem de Türkiye’nin en iyi hikâyecilerinden biriyle tanışmış olacaksınız. Daha ne olsun.
Dünya bizim: İnternette ‘www.dünyabizim.com’ adlı siteye mutlaka göz atın. Orada İslamcı entelektüelerin kendi aralarında yaptıkları tartışmalara tanık olabilirsiniz.
Modern mahrem: Prof. Nilüfer Göle’nin önemli çalışması... Başörtüsüyle ilgili çok önemli saptamalar içeriyor. Yıllar önce yayınlandığında epey ezber bozmuştu... Bu kitaba göz atmadan başörtüsü tartışmalarına girmeyin.
Hidayet Tuksal: Yolunuz Ankara’ya düşerse İslamcı feministlerin önde gelen isimlerinden Hidayet Tuksal’la bir sohbet edin... Ufkunuz iki katına çıkacaktır. Kendisi Ankara’da bir sivil toplum örgütünde çalışmaktadır.
Ulvi Alacakaptan: İslam ve tiyatro, İslam ve sanat gibi konularda gözünüz kapalı başvuracağınız kişilerin başında gelir Ulvi Alacakaptan... Soldan geldiği için sizin dilinizi de gayet iyi bilir. İyi anlaşabilirsiniz.
Karabatak: İki ayda bir yayınlanan kaliteli, güzel bir dergi... Edebiyat ağırlıklı ama sanatın diğer alanlarıyla da ilgili... ‘Bir güzel adam’ olan Ali Ural tarafından yayınlanıyor. Çok güzel şiirler, hikâyeler, söyleşiler yer alıyor dergide... Bir yerlerden bulup göz atmanızda sayısız
fayda var.
İhsan Eliaçık: Muhafazakâr iktidarı sadece siz eleştirmiyorsunuz. ‘İçeriden’ eleştiriler de var. Mesela İhsan Eliaçık... Bugünkü iktidara sizden daha sert eleştiriler yönelten biridir İhsan Eliaçık... Hem de İslami kavramlarla... Bu eleştirilerden haberiniz olmalı...
İHL sözlük: Ekşi Sözlük benzeri bir sözlük... Adından çok söz edildi... Ama belki sizin kulağınıza çalınmamıştır... Girin kapısından ve görün: Muhafazakar gençler nasıl da kıran kırana tartışıyorlar kendi aralarında ve nasıl da haylazlık yapıyorlar.
Sezai Karakoç: Başbakan Erdoğan daha çok Necip Fazıl’ı meşhur etmeyi tercih etti ama bir de Sezai Karakoç var... Bir ekoldür Sezai Karakoç... Bugünün muhafazakar elitlerinin yetişmesinde payı vardır. Bu açıdan kitaplarına mutlaka bakılmalı... Kimler onun izinde, kimler değil gibi bir sağlama yapma imkanınız bile olur.
Bir yılın sonu: 28 Şubat denilen olayın muhafazakâr kesim açısından ne anlama geldiğini anlamalısınız. Bunun için harika bir kaynak var elimizde... Kitabın adı: ‘Binyılın Sonu’. Hazırlayan: Abdurrahman Babacan... Yayınevi: Pınar Yayınları... 3 cilt, 1714 sayfalık bu kitapta her şey var... Bir karıştırın bence.
Yakın tarih: Muhafazakâr kesimin Cumhuriyet’e, Atatürk’e, Kurtuluş Savaşı’na bakış açısı biraz farklıdır. Farkı anlamak için Sadık Albayrak, Mustafa Müftüoğlu, Mustafa Armağan gibi yazarların kitaplarını okumanız şart... Okuyun, tezlerinizi ona göre belirleyin.
Başörtüsü / Türban: Başörtüsü nedir, türban nedir? Başörtüsü neyi anlatır, türban neyi anlatır? Türban nereden ve nasıl çıkmıştır? Tüm bu soruların yanıtlarını bulmak için Cihan Aktaş’ın ‘Türbanın Yeniden İcadı’ isimli kitabını bir yerlerden edinip okumanız şart... Yayınevinin adını veriyorum: Kapı Yayınları.
İmam-Hatip meselesi: Nasıl kuruldular, neden kuruldular, ne zaman kuruldular? Hangi dersler okutuluyor, nasıl bir ihtiyaca cevap veriyorlar? Merak etmiyor musunuz? Teknik bilgilere sahip olmanız gerekmez mi? O zaman buyurun size bir kaynak: Kitabın adı ‘Kuruluşundan Günümüze İmam-Hatip Liseleri’. Yazarı: Dr. Ahmet Ünsür... Yayınevi: Kitapyurdu Yayınları.
Hürriyet
Tiwitter: @ersann27
İhsan Eliaçık'tan Dücane Cündioğlu'na:" Villadaki entel bozması"
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Anti Kapitalist Müslümanların öncülüğünü yapan İhsan Eliaçık'tan Dücane Cündioğlu'na cevap gecikmedi.
Radikal'deki söyleşisinde Anti Kapitalist Müslümanları yaptıklarını "Müsamere tadında solculuk" diye niteleyen Cündioğlu'na İhsan Eliaçık Twitter üzerinden cevap verdi.
Cündioğlu'na "Villadaki entel bozması" diyen Eliaçık Twitter'deşunları söyledi:
Anti Kapitalist Müslümanların öncülüğünü yapan İhsan Eliaçık'tan Dücane Cündioğlu'na cevap gecikmedi.
Radikal'deki söyleşisinde Anti Kapitalist Müslümanları yaptıklarını "Müsamere tadında solculuk" diye niteleyen Cündioğlu'na İhsan Eliaçık Twitter üzerinden cevap verdi.
Cündioğlu'na "Villadaki entel bozması" diyen Eliaçık Twitter'deşunları söyledi:
D.Cundioğlu Antikapitalist Müslümlara laf sokmuş.Büyükadada villa keyfi yapmakla
antikapitalist olunmuyor.Entel bozması,bir piposu eksik
Gazeteciye antikapitalist
nutuklar atar, giderken 'aman havuzu çekme' der. Karikatür bunlar.
Adam Büyükada'da villlaya
çekilmiş entel acılar çekiyormuş.Sokak çocuklarını, göçmenleri, evsizleri
Büyükadaya gönedrcem, görsün neymiş acı
Twitter: @ersann27
Cündioğlu:"Antikapitalist Müslümanlar müsamere tadında solculuk oynuyor"
Dücane Cündioğlu Radikalde yayınlanan söyleşisinde İhsan Eliaçık'ın öncülüğünü yaptığı Antikapitalist Müslümanların yaptıklarını "Müsamere tadında bir solculuk oyunu" diye niteledi .
Cündioğlu, Berrin Karakaş'ın "Peki 'Antikapitalist Müslümanlar'a ne diyorsunuz?" şeklindeki sorusuna verdiği cevapta Antikapitalist Müslümanlar için şunları söyledi:
"Müsamere tadında bir solculuk oyunu. Bir tür karikatür. Düşünsel derinlikten uzak. Taş atan çocuk naifliğinde. Kapitalizmin ihtiyaç duyduğu o ciddi eleştiriyi zayıflatmaktan başka bir değerleri de yok ne yazık ki. Ekonomi-politik nedir bilmiyorlar. Ve medyamız bu iyiniyetli çocukları tebessümle bağrına basıp şefkatle başını okşuyor. Çünkü bu su birikintisinin altı toprak değil, düpedüz asfalt."
Twitter: @ersann27
8 Aralık 2012 Cumartesi
Fehmi Koru: "Ben yazmışsam doğrudur. Sözcü Cemaatin gazetesi"
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Star Gazetesi Yazarı Fehmi Koru "Taha Kıvanç" müstearıyla yazdığı yazıda daha önce "Sözcü Gazetesinin Cemaatin gazetesi olduğuna ilişkin" yazdığı yazıya atıfta bulunarak "Ben yazdıysam doğrudur" dedi.
İsim vermeden Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan'a göndermede bulunan Fehmi Koru (Taha Kıvanç) İngiltere'de yayınlanan Encounter dergisinden örnek vererek, dolaylı bir şekilde Sözcü yazarlarının bilmeden Fethullah Gülen Cemaatine hizmet etiklerini söyledi.
Anti Emperyalist olarak bilinen Encounter dergisinin aslında CIA tarafından finanse edildiğini, ama yazarlarının bile bunu bilmediğini, durumun daha sonra ortaya çıktığını söyleyen Fehmi Koru, aynı yöntemin fethullah Gülen Cemaati tarafından da uygulandığını ima ederek "İlla istihbarat örgütleri kullanacak değil ya yöntemi, cemaatler de aynı yönteme baş vurabilir" dedi.
Yazısının sonunda, daha önce yazdığı ve kemalist çizgide bir yayın politikası izleyen ve Fethullah Hoca Cemaatine karşıtlığıyla bilinen Sözcü Gazetesinin aslında Cemaatin yayın organı olduğunu ifşa eden yazısına göndermede bulunan Fehmi Koru (Taha Kıvanç) "Ben yazmışsam doğrudur" dedi.
Fehmi Koru (Taha Kıvanç)'ın bu yazısını okumak için bakınız:
Hakaret edecğine, bu işin nasıl yapıldığını öğren
http://haber.stargazete.com/yazar/hakaret-edecegine-bu-isin-nasil-yapildigini-ogren/yazi-710260
Twitter: @ersann27
Star Gazetesi Yazarı Fehmi Koru "Taha Kıvanç" müstearıyla yazdığı yazıda daha önce "Sözcü Gazetesinin Cemaatin gazetesi olduğuna ilişkin" yazdığı yazıya atıfta bulunarak "Ben yazdıysam doğrudur" dedi.
İsim vermeden Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan'a göndermede bulunan Fehmi Koru (Taha Kıvanç) İngiltere'de yayınlanan Encounter dergisinden örnek vererek, dolaylı bir şekilde Sözcü yazarlarının bilmeden Fethullah Gülen Cemaatine hizmet etiklerini söyledi.
Anti Emperyalist olarak bilinen Encounter dergisinin aslında CIA tarafından finanse edildiğini, ama yazarlarının bile bunu bilmediğini, durumun daha sonra ortaya çıktığını söyleyen Fehmi Koru, aynı yöntemin fethullah Gülen Cemaati tarafından da uygulandığını ima ederek "İlla istihbarat örgütleri kullanacak değil ya yöntemi, cemaatler de aynı yönteme baş vurabilir" dedi.
Yazısının sonunda, daha önce yazdığı ve kemalist çizgide bir yayın politikası izleyen ve Fethullah Hoca Cemaatine karşıtlığıyla bilinen Sözcü Gazetesinin aslında Cemaatin yayın organı olduğunu ifşa eden yazısına göndermede bulunan Fehmi Koru (Taha Kıvanç) "Ben yazmışsam doğrudur" dedi.
Fehmi Koru (Taha Kıvanç)'ın bu yazısını okumak için bakınız:
Hakaret edecğine, bu işin nasıl yapıldığını öğren
http://haber.stargazete.com/yazar/hakaret-edecegine-bu-isin-nasil-yapildigini-ogren/yazi-710260
Twitter: @ersann27
Dücane Cündioğlu:"Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkalım"
ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna
Dücane Cündioğlu Radikal'den Berrin Karakaş'a Cumhuriyet'in seküler hamlelerinin o kadar da kötü olmadığını söyledi.
"Cumhuriyetin seküler hamleleri, ne yapıp edip modern uygarlığa eklemlenme arzusu, inkâra hiç gerek yok, bugün Türkiye’de iyi giden bazı şeylerin de doğrudan sebebi." diyen Cündoğlu, Bugün dış dünyayla temas ederken çok fazla zorluk çekmiyorsak bunun cumhuriyetin kimi kazanımları sayesinde olduğunu söyledi.
Cumhuriyet'in "zorba" uygulamalarını "medenileştirme" olarak niteleyen Cündioğlu "Cumhuriyet bu toprakların uygarlaşması konusunda Paris Belediye Başkanı Haussman gibi davrandı. Ezdi ve yaptı. Canımız acısa da, galiba fena da olmadı, dediğimiz işler bunların bir kısmı." dedi.
Dindarların Cumhuriyetin kazanımlarına itiraz etmemelerini isteyen Cündioğlu şunları söyledi: "Ne yapalım, Türkiye bu sert hamleler üzerinden ancak varlık kazanabiliyor. Türkiye şimdiye kadar tek kanatla uçtu. Diyorum ki, bir kanat diğerini kırmamalı. İki kanatla, geçmiş ve şimdiyle uçabiliriz. Cumhuriyet geçmişi olmayan bir şimdiydi. Dindarlık da şimdisi olmayan bir geçmiş. Geleceğimizin olması için bu geçmişle şimdinin birleşmesi icap ediyor."
@ersann27
Söyleşinin tam metnini aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
Cündioğlu: Dindarların da günaha ihtiyacı var
http://www.timeturk.com/tr/2012/12/08/cundioglu-dindarlarin-da-gunaha-ihtiyaci-var.html
Dücane Cündioğlu Radikal'den Berrin Karakaş'a Cumhuriyet'in seküler hamlelerinin o kadar da kötü olmadığını söyledi.
"Cumhuriyetin seküler hamleleri, ne yapıp edip modern uygarlığa eklemlenme arzusu, inkâra hiç gerek yok, bugün Türkiye’de iyi giden bazı şeylerin de doğrudan sebebi." diyen Cündoğlu, Bugün dış dünyayla temas ederken çok fazla zorluk çekmiyorsak bunun cumhuriyetin kimi kazanımları sayesinde olduğunu söyledi.
Cumhuriyet'in "zorba" uygulamalarını "medenileştirme" olarak niteleyen Cündioğlu "Cumhuriyet bu toprakların uygarlaşması konusunda Paris Belediye Başkanı Haussman gibi davrandı. Ezdi ve yaptı. Canımız acısa da, galiba fena da olmadı, dediğimiz işler bunların bir kısmı." dedi.
Dindarların Cumhuriyetin kazanımlarına itiraz etmemelerini isteyen Cündioğlu şunları söyledi: "Ne yapalım, Türkiye bu sert hamleler üzerinden ancak varlık kazanabiliyor. Türkiye şimdiye kadar tek kanatla uçtu. Diyorum ki, bir kanat diğerini kırmamalı. İki kanatla, geçmiş ve şimdiyle uçabiliriz. Cumhuriyet geçmişi olmayan bir şimdiydi. Dindarlık da şimdisi olmayan bir geçmiş. Geleceğimizin olması için bu geçmişle şimdinin birleşmesi icap ediyor."
@ersann27
Söyleşinin tam metnini aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
Cündioğlu: Dindarların da günaha ihtiyacı var
http://www.timeturk.com/tr/2012/12/08/cundioglu-dindarlarin-da-gunaha-ihtiyaci-var.html
7 Aralık 2012 Cuma
Kur’an, Yaşar Nuri Öztürk’e “öküz” mü diyor?
ONLİNE HABER ANALİZ - Kerem DOĞU
Kur’an Yaşar Nuri Öztürk’e “öküz” diye hitap ediyormuş.
Şaşırdınız değil mi?
Ben de şaşırdım.
Ama maalesef gerçekmiş.
Zira kendisi söylüyor.
Yani biz kendisinin yalancısıyız.
Saba Tümer’i programına konuk olan Yaşar Nuri Öztürk “Kuran'da erkek için kelime anlamı olarak öküz kullanılır. Enteresan, çok enteresan.” Demiş.
Evet, gerçekten enteresan!
Hayret ki hayret!
Doğrusu biz Kur’an’da erkelere “öküz” diye hitap edildiğine şahit olmadık.
Böyle bir hitaba rastlamadık.
Ama – ilginçtir - Yaşar Nuri Öztürk rastlamış.
Anlaşılan bir “keşf” durumu var.
Ayet anlamını sadece Yaşar Nuri’ye açmış.
Bir “işari” anlam söz konusu.
Demek ki ayet genel olarak tüm erkeklere değil, özel olarak Yaşar Nuri Öztürk’e hitap ediyor ki, bizim göremediğimiz bu anlamı Yaşar Nuri Öztürk görüyor.
“Ey Öküz!” hitabının – bir erkek olarak - kendisine yapıldığını idrak ediyor.
Ama tevazuundan “Bana öküz diye hitap ediyor” demek yerine “Biz erkeklere öküz diye hitap ediyor” demeyi tercih ediyor.
@kerem_dogu
21 Aralık'ta kıyamet kopacak mı?
ONLİNE HABER ANALİZ / Kerem DOĞU
Rahat olun!
21 Aralık’ta kıyamet kopmayacak.Rahat olun!
21 Aralık'da kıyamet kopacağı söylentilerine son noktayı her zamanki gibi Kur'an koydu.
Hem 21 Aralık'da kıyamet kopacağı yönünde bir kısım kimselerin söylentilerine, hem de bundan sonra olabilecek her tür söylentiye ve varsayıma en güzel cevabı Rabbimiz Kerim olan Kitap’ta veriyor:
Ey Peygamber! Sana Kıyametin vaktini ve onun ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: "Bunun cevabını sadece Rabbim bilir. Dolayısıyla onun vaktini Ondan başka kimse açıklayamaz. Ama şu kadarını söyleyebilirim, Kıyametin dehşetine gökler dayanamayacak, yer de. Ve o sizi ansızın yakalayıverecek."
Onlar yine de, belki sen onun hakkında bir şeyler öğrenmişindir diye
sorup duruyorlar. De ki onlara:
"Kıyametin ne zaman kopacağını sadece Allah bilir." Ne var ki,
insanların çoğu bunu anlayamıyor. (Araf
Suresi 187. Ayet)
İnsanın, her tür söylenti, iddia ve varsayımın doğruluğunu ölçüp
tartabileceği bir "Kitabı"nın olması ne kadar güzel değil mi?@kerem_dogu
"Online Haber Analiz" Yayında
ONLİNE HABER ANALİZ - Editör
Sevgili okuyucular!
"Online Haber Analiz" gündeme ilişkin özgün haber ve analiz yayınlayacaktır.
Haber ve analizlerinizin "Online Haber Analiz" (www.onlineanaliz.blogspot.com)'da yayınlanabilmesi için:
1- Haberin veya analizin 300 kelimeyi geçmemesi
2- Haberin yahut analizin başlığının olması
3- Yazarın adı soyadı ve tiwitter adresinin olması
4- Yazıların sondergah@hotmail.com adresine gönderilmesi
gerekmektedir.
Yazılar @OnlineAnaliz twitter adresi üzerinde paylaşılacaktır.
Yazılarınızı bekliyoruz...
@OnlineAnaliz
Sevgili okuyucular!
"Online Haber Analiz" gündeme ilişkin özgün haber ve analiz yayınlayacaktır.
Haber ve analizlerinizin "Online Haber Analiz" (www.onlineanaliz.blogspot.com)'da yayınlanabilmesi için:
1- Haberin veya analizin 300 kelimeyi geçmemesi
2- Haberin yahut analizin başlığının olması
3- Yazarın adı soyadı ve tiwitter adresinin olması
4- Yazıların sondergah@hotmail.com adresine gönderilmesi
gerekmektedir.
Yazılar @OnlineAnaliz twitter adresi üzerinde paylaşılacaktır.
Yazılarınızı bekliyoruz...
@OnlineAnaliz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























