19 Ocak 2013 Cumartesi

Diyarbakır'daki cenaze töreninde eksik olan ney?

ONLİNE HABER ANALİZ - Melih Ersan Tuna


Türkiye günerdir Fransa'da vurulan 3 PKK'lı kadının Diyarbakır'daki cenaze törenine kilitlenmişti.
Cenaze töreni nihayet kazasız - belasız, olaysız tamamlandı.
Ancak cenaze töreni ile ilgili yazılılıp çizilmeye devam ediyor.
Ahmet Hakan bugünkü yazısında Diyarbakır'daki cenaze töreni ile ilgili ilginç bir ayrıntıya dikkat çekti.

İşte Ahmet Hakan'ın yazısı:

Diyarbakır'da eksik bir şey

Üç tabut...
Büyük bir cenaze töreni...
Yürüyüşler, konuşmalar, sloganlar, pankartlar...
Kocaman bir alan ve onbinerce kişi...
Fakat bir eksik var.
Uzun tören boyunca...
Her sözcük zikrediliyor ama dini bir tek sözcük bile dile getirilmiyor.
"Allah" sözcüğü geçmiyor mesela, "rahmet" sözcüğü geçmiyor mesela.
"Güneşe uğurluyoruz" falan deniyor ama "Allah rahmet eylesin" denmiyor.
Diyarbakır gibi onbinlerce insanın "Peygamber mitingleri"ne koşarak gittiği bir şehirde, bu denli kitlesel bir cenaze töreninde dini bir tek sözcüğe bile yer verilmemesini biraz yadırgadım doğrusu.

Twitter:  @ersann27

4 Ocak 2013 Cuma

Bediüzzaman Said Nursi: Milliyeti "Kürt", Mezuniyeti "Mürteci"

ONLİNE HABER ANALİZ - Muhammed Sena


Bediüzzaman Said Nursi (Kürdi) ile ilgili orjinal birbelge daha.

Mezuniyeti "Mürteci" imiş.

1 Ocak 2013 Salı

Kahrolası Çözümsüzlük


ONLİNE HABER ANALİZ - Yaşar Yavuz
 
 
Yıllardır,  dağlarda ömrünün baharında toprağa düşen gençler...

Bir ömür boyu yüreklerindeki ateşle, hayata tutunmaya çalışan anneler...

Omuzları yana doğru devrilmiş babalar…

Faili meçhuller…

Kayıplar…

Ve kahrolası çözümsüzlükler…

Yâda, yokluluk yoksulluk...

Yasaklanan ve yaşanılmasına müsaade edilmeyen inançla mesela...

Ayda 700 TL asgari ücretle çalıştırılmaya mahkûm bırakılmış işçiler…

Ahtapot gibi her işe ve her ihaleye kapmaya çalışan Karun zihniyetli zenginler...

Dibe vurmuş bir eğitim sistemi…

Yanı başımızda akan onca kan…

Siyonist ve emperyalist güçler tarafından işgal edilen İslam toprakları…

Duyulmayan mazlum çığlıkları…

Yetimler…

Yoksullar…

Dullar…

Huzur(suzluk)evlerinde terk edilmiş anne ve babalar…

Her geçen gün biraz daha kapitalizm batağında kaybolan vicdanlar…

Suni arkadaşlıklar

Sentetik dostluklar…

Plastik komşuluklar…

Sokaklarda cirit atan hırsızlar…

Kapkaççılar…

Madde bağımlıları…

Kadın tüccarları…

Okul kapılarında satış yapan esrarcılar ve eroinciler…

Her eve ahlakı imha etmek için konulmuş lanet olası televizyonlar…

Dahası…

İslam’ı demokrasiye maskot yapan hoca kılıklı zevatlar…

Demokrasi başka çözüm bulamayan gözleri körelmiş aydınlar!

Bu insanlığı kurtaracak yegâne sistemin Allah’ın şeriatı olduğunu söyleyemeyecek kadar korkak olan âlimler!

Politika alanlarını cihad meydanı kadar kutsallaştıran üstadlar!

Düşünceyi suç sayan bir sistemi hâlâ meşru kabul edip,  insanlara muti’liği ve uysallığı aşılamaya çalışan düşünürler!

Ve yazarlar…

Bütün bu gidişatlara dur deme yerine, televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde, tükenip giden insan ömürlerinin üzerinden yorum yapıp para kazan yazarlar…

İyi de bütün bunların devamının sebebi ne ola ki?

Ne diyordu Mustafa İslamoğlu: İnsan düşüncesine istikamet açısını tasavvur verir.

Bunun anlamı şudur: Tasavvurdaki milimetrik bir sapma açısı, düşüncede metrelerle, eylemde ise kilometrelerle ifade edilen bir sapmaya dönüşür.

Çözüm mü?



Twitter: @yyasaryyavuz